Hürriyet

12 Mayıs 2011

HEDEF 2023 !!

Giresun’da billboardları “Hedef 2023” afişleri kapladı. 17 Mayıs Salı günü Başbakan ilimizde olacak. Afişler bu mitingin duyurusu için asıldı.
Demek ki iktidar partisinin 2023 Türkiye’si için bir hedefi var.
O hedef nedir? Belli değil.
Tıpkı “Açılım” paketinin içeriğinin belli olmaması gibi…
Ancak kamuoyu “açılım” paketinin içeriğini yaşayarak gördü! Görmeye de devam ediyor. Geçen akşam bir televizyon kanalında BDP Milletvekili Mahmut Alınak vardı.
Söyledikleri gelinen süreci anlatması bakımından önemli idi!
Eski BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın, “Türkiye, coğrafi ve nüfus olarak büyük bir ülke, tek bir merkezden, tek bir başbakanla yönetilemez” sözlerine ne demeli?
Çok merkezli, çok başbakanlı bir Türkiye isteği dile getirilmektedir.
Elbette Diyarbakır’da bu başkentlerden teki olacak!
Sözün özü istenilen federal bir cumhuriyettir.
Hafızamızı yoklayalım. 1980’li yıllarda Turgut Özal’ın “federasyonu tartışabiliriz” sözünü anımsayacaksınız.
O günden bu güne federasyon konusunda alınan mesafe gözler önündedir.
Pek çok kişi AKP iktidarının ANAP’ın devamı olduğunu göremez. Sanırlar ki AKP, Saadet Partisinin devamıdır.
Değildir…
Olsalardı “gömlek değiştirdim” demezlerdi.
24 Ocak 1980 yılında alınan ekonomik kararların uygulanabilmesi için 12 Eylül darbesi gerçekleştirildi.
Terör bahane edilerek kamuoyu yönlendirildi…
12 Eylül ile ülkemiz yeni ekonomik politikalar yöneldi. Yeni liberal politikaların ülkemizdeki uygulayıcısı Turgut Özal olmuştur.
Özal’ın 1983 seçimleri öncesinde TV ekranlarında Halkçı Parti lideri Necdet Calp ile girdiği “köprüyü satacağım”, “sattırmam” tartışması da hafızalarımızdadır.
Pek çok kişi “köprüyü satacağız” sözü ile Boğaz Köprüsünü aklına getirdi. Aslında satışa konulan Asya ile Avrupa arasında köprü ülke olan Türkiye idi satışa konulan!
Özelleştirmeler bu amaçla gerçekleştirilen satışlardır!
Ve o satış devam etmektedir…
Bu ekonomik yönelişin elbette bir de siyasi ayağı olacaktır. 12 Eylül sürecinde o siyasal yöneliş de adım adım inşa edildi.
AB süreci de bu yöneliş de katalizatör (hızlandırıcı) görevi görmüştür.
O yönelişin ilk adımı Özal’ın “federasyonu tartışabiliriz” sözleri oldu. O zaman ortaya yeni bir tartışma konusu daha çıktı.

Başkanlık sistemi…

Özal döneminde tartışıldı bu konu. Daha sonra gündemden düştü. Bir süredir Başbakan Erdoğan ile yine gündeme taşındı.
Federatif bir yapı olmadan başkanlık sitemi uygulaması sorunlar yaratır. Başbakan, Özal kadar açık sözlü değil.
O nedenle “federasyonu tartışabiliriz” demiyor.
Ama başkanlık sisteminin gündemde tutuyor. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi bu konuda önemli bir adımdır.
Halkın seçtiği cumhurbaşkanı ile halkın seçtiği TBMM ve hükümet arasında ileride yaşanacak sorunları aşmak için bulunacak formül “başkanlık sitemine geçelim” olacaktır.
Seçim sonrası için düşünülen “yeni anayasa” ile amaçlananlardan teki de budur. Başbakanın dile getiremediği “federasyon” sözünü farklı bir söylemle BDP eski Genel Başkanı Demirtaş dile getirdi. Çeşitli çevrelerde de dile getiriliyor.
“Açılım” politikaları ile de bu sürece büyük katkı sağlandı.
Şimdi Başbakan, kentleri “hedef 2023” afişleri ile süslüyor!
Kaygım şudur.
2023 yılı Üniter devlet yapısına dayalı; tek merkezli, tek anayasalı birinci cumhuriyetin sonu mu?
Ve ikinci cumhuriyetin başlangıcı mıdır?
Yüz yıllık ömür Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete yeter mi?
Sözler ve gelişmeler bende bu kaygıyı yaratmaktadır.
O nedenle 12 Haziran seçimleri önemlidir. Ya bu taleplerin gerçekleştirilmesini arzu edenlere cesaret vereceğiz. Ya da bu taleplere “dur” diyeceğiz.
Hilmi TAŞKIN http://www.ilk-kursun.com/2011/05/hedef-2023/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...