Hürriyet

12 Mayıs 2011

Mobbing

İşyerinde Stresin Gizli Kaynağı: Zorbalık ve Duygusal Taciz

Hepinizin bir kaç kez başına gelmiştir: Tüm iyi niyetli çalışmanıza rağmen, üstünüz işi beğenmemiştir, ya da çalışma arkadaşlarınızla anlaşmazlığa düşmüşsünüzdür. Yüzünüze söylenen aşırı eleştiri dolu sözcükleri inanamayarak dinlemiş ve kendinizi ifade edemeden, doğru sözcükleri bulamadan kendi kendinizle kalmışsınızdır. Olayı kafanızda evirmiş çevirmiş, filmi defalarca oynatarak size yapılan haksızlığı veya hakareti içten içe kınamış, karşınızdaki kişiye yeni ve cesur cevaplar üretmiş, hatta zihninizde onu işten bile attırmışsınızdır. Yine de, işinizi korumak isteğinizden, yükselme olasılıklarınızı tehlikeye sokma korkunuzdan, gelecek endişenizden ya da yalnızca cesaretsizlik ve kırgınlıktan ötürü hiçbir şey yapamadan, herşeyi sineye çekmişsinizdir.

Kopardığınız duygu fırtınaları zaman içinde diner belki, ama böyle bir olay derin izler yaratır. Yenilgi duygusu, öfke, intikam isteği, bu kişiye ya da kişilere duyduğunuz güvensizlik gibi pek çok duygu sisteminizi yeni davranışlara yönlendirir. Çalışma ortamı artık biraz daha zordur.

Şimdi, yaşadığınız olayın bir kereye mahsus olmadığını ve sıklıkla sürdüğünü düşünün. İşinizin hakkını vermenize ve tüm çabanıza rağmen, yaptığınız hiçbir işin takdir edilmediğini, sürekli aşağılandığınızı, aşırı iş yükü yığıldıktan sonra yetiştiremediğiniz için hakarete uğradığınızı, normalde katıldığınız toplantılara alınmayıp “unutulduğunuzu”, yetkilerinizin alındığını, alaycı bakışlara ya da iğneleyici sözlere maruz kaldığınızı ve çaresizce dayanmak zorunda olduğunuzu hayal edin. Eğer sinirleriniz çelikten yapılmadıysa, ya da işten ayrılmayı göze alamıyorsanız, duygusal ve bedensel acı çekerek her gün zarar görmek hayatınızın bir parçası haline gelecektir. Kaygıyla, yitirmiş olduğunuz özgüven ile, ağrılarla, nefes alma güçlüğüyle, yüksek tansiyonla, depresyon ile yaşamaya alışmak zorundasınızdır artık.

Üstelik yalnız değilsiniz, tüm sektörleri temsil eden gruplar üzerinde yapılan araştırmalar çalışanların yaklaşık %3’ünün bu tür davranışlara maruz kaldığını gösteriyor: İsveç’te yılda 154.000(1), Almanya’da 800.000 (2) kişi işyerindeki duygusal taciz yüzünden ciddi şekilde hastalanıyor. A.B.D.’de ise bu rakamın yılda 4 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. (3) Bunlar çeteleşme ve akbabalık ile ilgili rakamlar, bireysel zorbalık ile ilgili araştırmalar ise şöyle:

  • İngiltere’de 1996’da Institute of Personnel and Development (IPD) tarafından yapılan araştırmaya göre her 8 çalışandan biri (3 milyon kişi) son beş yılda işyerinde zorbalığa maruz kalmış. (12%)
  • ABD’de Gary Namie başkanlığında yapılan araştırmaya göre her 6 çalışandan biri 18 ay boyunca zorbalık ve tacize maruz kalıyor. (%16)
  • İspanyol University of Alcal de Henares tarafından Avrupa Birliği bazında yapılan araştırmaya göre ise, bu oran %15.

Bu yazının amacı, işyerindeki stres etmenlerinden fazla dikkat çekmeyen birine ışık tutmak. Dikkat çekmiyor, çünkü hepimiz böyle şeylerin iş ortamının ayrılmaz bir ögesi olduğuna, “normal” olduğuna inanıyoruz. İşyerindeki zorbaca davranışlar hakkında fikrini sorduğum yönetim danışmanı bir arkadaşım, “Ne yani, insan yönetmek eziyet etmek değil midir zaten?” diye şakayla karşıladı. Ona katılan bir başka danışman arkadaşım, “Haydi canım, bunlar yabancıların hikayeleri, Türkiye’de böyle bir şey yok!” deyip konuyu değiştirdi.

Psikolog Dr. Işın Akı, işyerinde zorbalığı incelemiş ve Türkiye’de tacize uğrayanların Avrupa ülkelerine oranla çok daha fazla olduğunu, çünkü sindirme, yıldırma, yalıtma ve aşağılama yoluıyla kişiyi işten çıkarmaya zorlamanın bir yönetim biçimi olarak benimsendiğini söylüyor.

İşte, uluslararası kabul görmüş adıyla “mobbing”, ya da zorbalık böyle sinsi bir olgu. Grupça uygulanan şiddet olarak da tanımlanabilen bu olguyu, İsveç’teki çalışmaları sırasında keşfeden ve bu konudaki çalışmalarıyla tanınan endüstriyel psiko-bilimci ve psikiyatrist Dr. Heinz Leymann, mobbingi ilk kez 80’li yıllarda Almanya’da kamunun dikkatine tüm ayrıntılarıyla sunmuş, tanımlamış ve konunun ciddiyetini gözler önüne sermiş:

  • Mobbing sendromu, haksız suçlamalar, küçük düşürmeler, genel tacizler, duygusal eziyetler ve/veya terör uygulamak yoluyla bir kişiyi işyerinden dışlamayı amaçlayan kötü niyetli bir eylemdir.
  • Bu, kişinin yöneticilerinden, örgütünden, üstleri, eşitleri veya astlarından birinin öbürlerini de sistemli,uzun süreyle ve sıkça zorbaca davranışlar için örgütleyerek, kişiye karşı cephe (çete) oluşturmasıdır.
  • Örgüt bu davranışı görmezden geldiği, göz yumduğu, hatta kışkırttığı için kurban, çok sayıda güçlü kişi karşısında kendisini çaresiz görür ve taciz (mobbing) gerçekleşir.
  • Sonuç daima zarar görme; fiziksel veya zihinsel sıkıntı ya da hastalık, sosyal sorunlar ve en çok da işten çıkarılmadır.

Vurgulanması gereken nokta, tacizin zaman geçtikçe daha çok acı veren bir süreç olduğu. Sinsice başlayan ve hızla ilerleyen eziyeti inceleyen Leymann, bu sürecin maddi ve manevi kayıplarının yüksekliğini vurguluyor.

Zorbalık ve duygusal taciz hangi nedenlerle başlıyor?
Başlangıçta iki taraf arasında bir anlaşmazlık söz konusu. Kurban boğun eğmeyi reddettiği, kontrole direnç gösterdiği için öfkelenen, kabalaşan bir kişi var. Bazen kurbanın iş konusundaki yeterliliği zorbanınkinden üstünse, bunlar mevkii tehdit unsuru oluşturuyorsa, çekememezlik ve kıskançlık zorbalığı başlatabiliyor.

Kurbanın sosyal yetenekleri, olumlu tavrı ve işyerindekilerce sevilmesi önemli, ayrıca kurbanın etik davranışları, kurum içindeki yanlış giden olguları otoritelere bildirmesi (whistleblowing) yüzünden cezalandırılmasına karar veren bir kişi zorbalık için ilk adımları atıyor. Zorbanın acımasız kişiliği de başlatıcı faktörler arasında sayılıyor.

Ciddi örgütsel sorunların yaşandığı kurumlarda, başarısız yönetimin sebep olduğu çatışmalar öyle abartılı bir hal alıyor ki, karşıt görüşler güç savaşlarına dönüşüyor ve herşeyden sorumlu tutulabilecek bir “günah keçisi” bulunuyor. İletişimin yukarıya doğru akması genelde mümkün olmuyor. Yönetim kurulu seçtiği yöneticinin sözlerine onun astlarından daha çok güveniyor. Çalışanın sözüne inanmıyor, ciddiye almıyor. Hiyerarşik yapı, ekip çalışmasının yetersizliği, sorun çözmede kurumsal yetersizlik, çatışma yönetiminin etkisizliği ve şikayet prosedürlerinin belirsizliği bu olguyu destekleyen faktörlerden bir kaçı.

Leymann, mobbing sürecinde beş aşama belirlemiş:

1. Aşama: Kritik bir olayla, bir anlaşmazlık ile tanımlanır, henüz mobbing değildir, fakat mobbing davranışına dönüşebilir.

2. Aşama: Saldırgan eylemler ve psikolojik saldırılar, mobbing dinamiklerinin harekete geçtiğini gösterir.

3. Aşama: Yönetim ikinci aşamada doğrudan yer almamışsa da, durumu yanlış değerlendirerek bu negatif döngüde işin içine girer.

4. Aşama: Bu aşama önemlidir, kurbanlar “zor veya akıl hastası” olarak damgalanırlar. Yönetimin yanlış yargısı ve sağlık uzmanları bu olumsuz döngüyü hızlandırır. Hemen her zaman bu aşamanın sonunda işten kovulma ya da zorunlu istifa vardır.

5. Aşama: İşine son verilme. Bu olayın sarsıntısı, travma sonrası stres bozukluğunu tetikler (PTSD-post traumatic stress disorder). Kovulmadan sonra duygusal gerilim ve izleyen psikosomatik hastalıklar yoğunlaşarak devam eder.

Bu süreçten her birey farklı etkilendiği için, etkilenme dereceleri de ciltteki yanıklara benzetilerek, öznel bir şekilde değerlendiriliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...